Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Buraya herhangi bir şey yazın
veya 

SİZDEN GELENLER

 

Çizgilerin bittiği yerde biz varız

 

 
 

 GÜNEŞ   TUTULMASI(Gön: Şule)

 

                                  

            Gel ha canım.

            Ağıtlar tutuşsun, kanca kızılca dudaklarımda.

            Devranı uyutarak

            Düşlerime ayak basan

            Narsın ruhumun veranında

            Sen hançere feda edilen muamma.

            Ve sen gerimde sulardaki vaveyla

            Ben, göğsünde üç nişanla

            Hicaz makamı sazlıklarda salınan

            Ufuklara mürteci

            Göz bebeklerimde narın kisvesi.

  

            Gitar çalsın kanlı parmakların.

            Meşru gözlerin sitem bakışlı masallara

            Bana,

            Ve dumanımsı tutukluğuna miras kalsın.

            Kızıl kurdelalar sarmış

            Başak yoğuran avuçlarını

            Yalvarma devrilişlerin

            Mermer dudaklı hilesi.

            Dokunma orkide sözlerinle

            Hercümerc olan duygularıma

 

            Gurbete yıldızımı gelin götürdüğünden öte

            Hazırım cenklere

            Bir de taş eriyip gri akınca şakağımdan,

            Katilim, dramı andıran güvercinlere

            Ve firardaki cariye kadar tedirgin

            Ve inkılaba kayan gözlerim yarı bitkin.

            Tuttursam bir keşif kavşak kavşak,

            Yüreğime iner hep bir ahşap konak

            Taşradaki çiçekleri

            Kandillere ıslayan,

            Yorgun duruşmaların mağruru;

            Gel ha canım.

            Hüsnüzanım.

 

            İncir sütüne battı ayaklarım,

            Yedi rengi düştü göğsümün.

            Sen uslanmaz aynalarımın sıla kirpiklisi

            Gel ki;

            Ejderha nefesi perçeminin avcısı olayım.

            Ve baş bağlar gibi

            Tahta bir tarak geçsin denize,

            Martılar yutsun kabuslarını,

            Sen ki kıyamadığım en melul tarafım,

 

            Kifayetsiz tek kaygı,

            Akasya dalısın.

            Ben atların yelesine ilk değmiş el kadar ecnebi.

            Ve ben, sıtma tutmuş kahpe dalışların,

            Senli boğuluşların miti.

            Eğer tebessümlerinin toplamı

            Ağlamak olsaydı,

            Gündüzlere çıkardım.

            Her aleve bakıp,

            Beni anladığına kanardım.

            Sen, köprülerde ıslıklara yakışmayan güzellik

            Saçlarına daha ayak basmadım ki!

 

            Neden şehir değil sen ıslanıyorsun?

            Havale geçirmiş peştamalim talip bakışlarına.

            Güneş tutulduğunda gülerek ölürden,

            Tüneller kaderim olsun.

            Vursunlar beni ilk fecirde

            Bu ses alnında günahın olsun.

            Hey zührem!

            Yakınından içim geçmedi mi,

            Kuşların en naçarı yıkmadı mı yüreğini sana?

            Sen su testim kadar kırık balkan şiveli,

            Sabır başkentine ırak yüreklim;

            Hadi gel de sır ol noktalarıma.

            Hürriyet yollarının manzumesi,

            Pususundayım en kahverengilerin.

            Belasındayım, çamurda biten hikayelerin.

            Durulmuş gövdemin kaderinden

            Bir yarım seçip,

            Pervaz eyleme sönmekte olan son besteme.

            Eğer yakamozların sürmesi olan geceme

            Yetişemediysen,

            En masum dualarına katarak beni,

            Topuklarına nakışla hilali.

            Ve işte bezirgan olduğum bahardan

            Cemre kalkıyor,

            Ölüyorum harabelerde

            Gökse yanıkça bahanelerde.

            Başka bahara gel

            Istırabım

            Gel ha canım.

<< geri dön
 

         * Bu site en iyi 800X600 ekran çözünürlüğünde görüntülenebilir* 

                   * Copyright © 2000-2001 http://www.cizgiotesi.4t.com Tüm Hakları Saklıdır.  

          "İzin alınmadan tamamı veya bir kısmı kopyalanamaz"

Mustafa Erdal S.Ü.İlahiyat Fakültesi