Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Buraya herhangi bir şey yazın
veya 

SİZDEN GELENLER

 

  İç Tenimizin Asalaklarını Öldürdükçe Diriliriz

Gön: Şule (Ankara)

Nietzsche ” Uzun süre uçuruma bakarsan, uçurumda senin içine bakar” diyordu. Karanlığın çekim gücü yüksektir. Ona uzun  uzun bakmaya gelmez. Kötümserlik karanlığın gözlerine dikilip kalmaktır. Kötü düşüncelerin birer yuva yapabilecekleri kadar içimizde kalmalarına izin vermek, onlar tarafından tüketilmeye razı olmaktır.

         Lokman hekim oğluna şöyle öğüt veriyordu:                               

        “İki şeyi hemen unut:Yaptığın iyiliği, sana yapılan kötülüğü.

          İki şeyi hiç unutma:Allah’ı ve ölümü.”

 İçimizdeki ışıklar alabildiğine parıldamalıdır. İçimizde sönen her ışıkla birlikte   biraz daha kararırız. Aydınlığımız içerdeki ışıklardan gelir.Onları bizden başka hiç kimse söndüremez. Kötü düşünceler zift gibi iner o ışıkların üzerine. Yaptığın iyiliği unut ki iyilik yaşasın;sana yapılan kötülüğü unut ki kötülük ölsün.Ölürken kini,nefreti de beraber götürsün.Vaktimiz varmı içimizdeki ejderhayı beslemeye?Hakkımız varmı?bu, akıllıca bir şey mi? Onu besledikçe zayıflarız biz. İç tenimizin asalaklarını öldürdükçe diriliriz.Dışarda mevsim ne olursa olsun,içerde mevsim hep bahar olmalıdır.Diriliş mevsimi..Bu mevsim işçilik ister,çabalamak,zorlanmak ve tefekkür etmek ister.İstersek tertemiz tutabiliriz içimizdeki nehirleri,o verimli toprağı,İstersek tek ayrık otu bırakmayız orada..   

             Dar düşüncelerin yuvası dar yaşantılar azdırır;kötülenmeleri, kötülemeleri... Büyük anlamlı yolculuklarda, geniş mi geniş mekanlarda kötülük duygularının yeri yoktur, zamanı yoktur, mecali yoktur. Dağın zirvesine ulaşmak isteyenler yol üzerindeki böceklerle uğraşmazlar. 

         Kin, nefret, korku, haset, kibir gibi kötü duyguların yaşamasına izin vermek, beş para etmeyecek hurdayı bir hayat pahasına satın alıp bir de başında beklemeye benzer. Daima diri, daima temiz, daima ümitli, daima cesur ve aydınlık olmak, içimizde hurda taşımamakla mümkün olur. Aksamadan, çarpmadan, yalpalamadan yürüyebileceğimiz sağlam ve tam bir dengeyi içimize  en ufak bir kötü duygunun bile sızmasını önleyerek sağlayabiliriz.

 Recep Şükrü Apuhan          

Karşılaşma anları,güzelleştirme fırsatlarıdır

Karşılaştığımız her zorluk,her insan,hayatımızı güzelleştirmek,canlandırmak,renklendirmek

 için bir fırsattır.Kendi hayatını güzelleştürenler,insanlığın ortak hayatına dabir güzellik

 katmış olurlar.Karşılaşılan zorlukların,insanların,olayların,birer güzellik fırsatı olması;bizim

 hayata hangi pencereden baktığımıza bağlıdır. Öncelikle insanı en öne alan,onu en

 üstte düşünen bir değerler zenginliğe sahip olmalıyız.Hiç bir şey insanı gözümüzde

 küçültmemelidir,Hiç bir kusuru insanı görünmez hale getirmemelidir.Ancak,kusursuz

 olduğunu düşünenler,başka insanların kusuru ile ilgilenirki bundan daha derin bir gaflet

 az bulunur.Bir insana baktığınızda ilk gördüğünüz onun eksikleri,yanlışları ise(tabi size

 göre)o insanla karşılaşmanızı hayata güzellik katma fırsatına dönüştüre bilmeniz mümkün

 olmaz.İnsanla ilgili sağlam değerlere sahip olmayanlar,onlarla karşılaşmalarını,güzellik

 fırsatları şöyle dursun,hayata ateş katma yanlışlığına dönüştürürler,İnsanı herşeyden

 üstün görmek,bizi insanlara karşı yıkıcı öfkelerden,kırıp geçirenpeşin hükümlerden

 korur.Böylece daha nezaketle davranırız,daha cömert oluruz,daha soğukkanlı hareket

 ederiz,Hayatın sanat eseri gibi işlenmesi,inceltilmesi,hep insanla ilgili olumlu

 düşüncelerimizle gerçekleşebilir.Her insanın,zorluğun,olayın bir güzelleşme fırsatı

 olduğunu bilenler sanatkarca davranabilirler.   

 Recep Şükrü Apuhan