Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Buraya herhangi bir şey yazın
veya yazmak zorunda değilsiniz ancak burası böle kalmalı çünkü banner ı yok edeceğiz..

Çizgi Ötesi

KUR’AN’DA HİKMET KAVRAMI

“Hikmet” kavramı İslâm felsefe geleneği içerisinde felsefe kavramıyla eş anlamlı sayılmıştır. İslâm filozofları genel olarak hikmet denildiğinde felsefe, hakîm denildiğinde ise filozofu anlamışlardır.[1]

Yaptığımız araştırmalar sonucunda; “hikmet” kavramını sizlere aktarırken temel kaynağımızın Kur’an-ı Kerim olduğunu belirterek şu sırayı takip edeceğiz:

1. Hikmet Kavramı

2. Kur’an’da Hikmet

3. İslâm Felsefesi ve Hikmet

4. Sonuç.

HİKMET KAVRAMI

Hikmet kelimesi H-K-M fiilinden türeyen bir mastardır. H-K-M maddesi fiil, mastar ve isim olarak Kur’an’ı Kerim’de 210 defa geçmektedir.[2]

H-K-M fiilinden türeyen kelimelerin Arap dilinde hangi anlamlarda kullanıldığını şiir, ayet ve hadis metinlerinden örnekler vererek maddeler halinde şu şekilde sıralayabiliriz:

a. Men Etmek, Kontrol Etmek, Hakimiyeti Altına Almak.

“Çocuğunu engellediğin gibi, yetimi de engelle” hadisinde olduğu gibi.[3]

b. Hükmetmek, Yargılamak.

“.... İnsanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder...” ayetinde olduğu gibi.[4]

c. İşi Sağlam Yapmak, Sağlamlaştırmak, Kesin, apaçık Hüküm.

“ O hikmetli fikirdir” hadisinde olduğu gibi.[5]

 

d. Yüzün Ön Kısmı, Alın, Şan, Şeref.

“Muhakkak ki kul alçak gönüllülük gösterdiği zaman, Allah onun hakemesini yüceltir.”[6] Hadisinde olduğu gibi.

e. Çağırmak, Mahkemeleşmek

“Hakem olarak Tağut’a başvurmak istiyorlar” ayetinde olduğu gibi.[7]

f. Hakemlik Etmek

“Eğer karı koca arasının açılmasından endişeye düşerseniz, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin.” Ayetinde olduğu gibi.[8]

g. Tecrübeli, Uzman

“Cennette bir ev vardır ki -onun özelliklerini söyledikten sonra- şöyle dedi: Oraya nebi, sıddık, şehid veya muhakkemden başkası giremez.” hadisinde olduğu gibi.[9]

h. Hikmet Sahibi, Hakim Olma.

“Elif lam ra, İşte bunlar, o hikmetli Kitab’ın ayetleridir” ayetinde olduğu gibi.[10]

Hikmetin Sözlük Anlamı:

Hikmet kelimesi Kur’an-ı Kerim’de 20 yerde geçmektedir. Hüküm manasında mastar ya da isim olup, sefihlik, cehalet ve fesaddan menetmek, sakındırmak, alıkoymak[11]; zaptetmek, ayırmak, emretmek ve tutmak[12] gibi anlamları içerir. Ayrıca cehaletten alıkoyan şey[13] söz ve fiilin sağlamlığı ve mükemmelliğidir.[14]

Genellikle insanı yanlış yollara düşmekten koruyup doğru yola ilettiği için düşünceye hikmet denildiği gibi, kişiyi cehaletten koruduğu için akla ve ilme de hikmet denilmiştir. Bundan dolayı hikmetin tanımı ilim ve akıl ile hakka isabet etmek olarak da tanımlanmıştır.[15]

Hikmet kelimesi Allah için kullanıldığında varlıkları en mükemmel şekilde bilmesi ve yaratmasıdır. İnsanın hikmeti ise, varlıkları bilip hayırlı işler yapmasıdır.[16]

Hikmetin Terim Anlamı ve Müfessirlerin Görüşleri:

Hikmet kelimesi terimsel anlamda çok farklı tanım ve yorumlara tabi tutulmuştur. Genellikle hikmet kavramı fesadın kaldırılıp iyiliğin sağlandığı, korunduğu ve devam ettirildiği her ortam ve durum için söz konusu olmuştur. Ancak, farklı yorum ve tanımları da yapılmıştır.

Şimdiye kadar yapılmış olan kısa tanım ve yorumları da vermeye çalışacağız:

1. Mutezile ve Rebî b. Enes’e göre hikmet anlama kuvvetidir.[17]

2. Cürcânî (816/1413)’ye göre hikmet icat ve ilim demek olup eşyanın hakikatlarını varlıkta bulundukları durumda beşeri güç ölçüsünde araştırmaktır.[18]

3. Hikmet eşyayı yeri ve mertebesine koymaktır.[19]

4. Hikmet doğru ve güzel fiillere sabır ve sebatla devam etmektir.[20]

5. Hikmet siyasetle insanın gücünün yettiği kadar Allah’a uymasıdır.[21]

6. Fahrettin Razi (606/1210)’ye göre Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmaktır.[22]

7. hikmet illetsiz işaret, yeri üzerinde illet düşünülmeyen Hak Teala’dan kayıtsız şartsız gelip, şek ve şüphe, zaaf ve fesad ihtimali bulunmayan, niçin ve neden diye araştırmaya ihtiyaç bırakmayan işarettir.[23]

8. hikmet bütün durumlara hakkı şahit tutmaktır.[24]

9. Hikmet din ve dünyanın düzgünlüğüdür.[25]

10. Hikmet ilahi bilgi ve sırlar ilmidir.[26]

11. Hikmet ilham gelmesi için sırrı soyutlamaktır.[27]

12. İmam Malik (179/795)’e göre hikmet, dinde fıkıh sahibi olmak ve Allah’ın rahmet ve fazlından kalplere koymuş olduğu bir şeydir.[28]

13. Zeyd b. Eslem (182/798)’e göre hikmet akıldır.[29]

14. İbn Kesir (774/795)’e göre hikmet kitab ve sünnet bilgisi ile onların gereğince amel etmek ve her şeyi yerli yerine koymaktır.[30]

15. Muhammed Esed (1992) ve Mevdudi (1979)’ye göre hikmet insandaki sağ duyu yahut doğru ile eğriyi birbirinden ayırma yeteneğine işaret eder.[31]

16. Maturidi (333/944)’ye göre hikmet isabet, ilim, okul ve fıkıhtır.[32]

17. Cürcâni (816/1413)’ye göre hikmet ilimle ilgili okul gücünün tüm hali olup, ifrat ve tefrit arasındaki dengeli (orta), bilimsel aklî bir güçtür.[33]

18. Katip Çelebi’ye göre hikmet mevzuun sebeblerini, hakikatini, beşer kudretinin erişebildiği kadar haddi zatında oldukları gibi aramak olan ilimdir.[34]

19. Hikmet evrenin sırlarını çözmek, ibadetlerin sırlarını kavramak, eşyanın hakikatini anlamak, baktığı yerde Allah’ın ayetlerini, tecellilerini, isimlerini cilvelerini görmek, bütün bu cilvelerden geçip ayetleri aşıp Allah’a ulaşmak, bunun yolunu keşfetmek, bu yolda dosdoğruya yürümek, kainat kitabıyla Kur’an kitabının ve bunların özü olan insan kitabının aynı olduğunu kavrayıp yürüyen kitap olmaktır.[35]

Hikmet Kavramı ile Yakın Anlam Alanına Giren Kavramlar:

1. Hükm: Sözlükte menetmek, lehte ve aleyhte karar vermek, hüküm vermek demektir.[36] Hüküm hikmetten daha geniş bir anlama sahip olup, her hikmet bir hükümdür ancak her hüküm hikmet değildir.[37] Çünkü hikmette fevadı engelleyen bir hüküm olmakla birlikte, hükümde her zaman fesadı engelleme durumu söz konusu değildir.

Hüküm kelimesi Kur’an’da çeşitli terkib ve anlamlarda kullanılmaktıdar. Şimdi bu kullanımlara bakalım: Allah’ın hükmü:

a. Allah’ın Hüküm /Kitab/Nübüvvet/İlim vermesi:

“İbrahim milletine şöyle diyerek dua etti: Rabbil! Bana hüküm ver, beni iyiler arasına kat.”[38]

b. Peygamberlerin Hükmü Anlamında:

“Aralarında çıkan tartışmalı işlerde sine hakem yapıp sonra senin verdiğin hükme karşı, içlerinde bir burukluk duymadan tam anlamıyla teslim olmadıkça inanmış olmazlar.”[39]

c. Peygamberlere Verilen Akıl, Anlayış veya Nübüvvet Anlamında:

“Henüz çocuk iken ona hüküm verdik.”[40]

d. İnsan İçerisinde Hakimlerin Hükmetmesi Anlamında:

“Adaletle hükmedin, Allah adaletle hükmetmenizi emreder.”[41]

e. Yahudi ve Hristiyanların Hükmü Anlamında:

“İçinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında dururken seni nasıl hakem yapıyorlar...”[42]

f. Cahiliyye Hükmü Anlamında:

“Yoksa cahiliyye hükmünü mü arıyorlar?”[43]

g. Allah’ın Emri Anlamında:

“Allah’ın hükmüne sabret, çünkü sen gözlerimizin önündesin...”[44]

 

h. Kur’an (Vahiy) Anlamında:

“Ve işte biz onu, Arapça bir hüküm olarak indirdik...”[45]

2. Adalet: Sapmanın ve zulmün zıddıdır.[46] Adalet; istikamet demektir.[47] Şeriatta; mahzurlu olanlardan kaçınmak suretiyle hak yolda istikamet üzere olmaktır. “Adl”, ifratla tefrit arasında orta yol, orta iş demektir.[48]

3. Basiret:Kalbin anlama, kavrama, bilme, görme gücü[49]deruni his, iç bakış, sevgi[50]bir şeyin iç yüzüne vakıf olma, sevgi [51]sağduyu, bilinçli kestirişe dayanarak anlamak, kavramak[52] anlamlarına gelir.

4. Nüha: İnsanı batıl, çirkin ve kötü şeylere uymaktan sakındıran, meneden[53] akıl manasına gelir.

5. Hıcr:İnsanı her türlü gayri ahlaki fiil ve davranışlardan alıkoyan akla denir.[54]

6. Fıkıh:Bir şeyi bilmek, anlamak, derinlemesine kavramak[55] maharet, ustalık[56] demektir.

7. Fehm:Bir şeyi kalple bilmek, anlamak, akletmek[57] veya muhatabın lafzında mana tasavvur etmek[58] demektir.

8. Furkan:”İki şeyin arasını ayırmak”[59] manasına gelen f-r-k kökünden mastar olup, hakla batılı, imanla küfrü, helal ile haramı ayırıp belirlemek anlamındadır.[60]

9. Kevser:Pek çok şey hayır, bolluk, bereket[61], cennette bir ırmak nübüvvet, Kur’an, hikmet, İslam[62] manaları verilmiştir.

10. Marifet:Bir şeyi olduğu gibi idrak etmektir. Bizzat Allah’ı bilmek deği, O’nun var olduğunu eserlerinden bilmektir.[63]

11. Hayr: Şerr’in zıddı olan faydalı şey; akıl, mal, adl gibi herkesin rağbet ettiği şeydir.[64]

12. Tedebbür:Nazar tefekkür, itibar ve taakkul gibi düşünmeyi ifade eden bir kavramdır.[65]

13. Şuur:Bilmek, akletmek, duyularla idrak etmek, hissetmek ve anlamak manalarına gelmektedir.[66]

14. Takva: Bir şeyi eziyet ve zarar veren şeyden korumak[67] bir şeyi saklamak, muhafaza etmek, ıslah etmek anlamlarına gelir.[68]

15. Firaset: Keşfetme, sezme, ileri görüşlülük, bir şeyi hakkında iyice düşünmek, delille bir şeyi isbat etmek manalarına gelir.[69]

Hikmet Kavramı İle Zıt Anlam Alanına Giren Kavramlar

1. Sefeh: Beyinsizlik, akılsızlık, hafiflik, ahmaklık, cahillik, bilmemek gibi anlamlara gelmektedir.[70]

2. Zulüm: Zorbalık, sapıklık, çarpıtma ve kötülük istem gibi anlamlara gelir.[71]

3. Cehalet:Bilgisizlik, hafif meşreblilik gibi anlamlara gelir.[72]

4. Gaflet: Bir şeyin gerekliliği ortada iken idrak edilememesi, aldanmak, fark etmemek, boş bulunmak gibi anlamlara gelir.[73]

5. Zann: Sanma, sevgi, şüphe, kesin olmayan bilgi manalarına gelir.[74]

 

6. Lağv: İtibar edilmeyen, boş, lüzumsuz, çirkin[75] her türlü faydasız, beyhude[76] anlamsız şeyi içine alır ve bu meyanda günahı yalanı da kapsar.[77]

7. İfrat: Haddi aşmak, hakka tecavüz etmek, hak yoldan sapmak manalarına gelir.[78]

8. Bağy: Zulmetmek, kibirlinmek, haktan dönmek, tecavüz etmek, iftira etmek, böbürlenerek yürümek[79] beğenilme hususunda hadde tecavüz etme, haddi aşma anlamlarına gelir.[80]

9. İsraf:Haddi aşmak, ölçüsüz yapmak, insanın yapmış olduğu her fiilde hadde tecavüz etmesi demektir.[81]

10. Tebzir: Tohumu gereken yere atmamak, ve böylece onu kaybetmek, karşılığında bir şey almamak demektir.[82]

11. Buhl: Malı tutmanın hapsetmenin uygun olmadığı yerde malı tutmaktır.[83] Cimrilik demektir.

12. Fahşa: Aşırı derecede çirkin ve kötü olan fiiller ve sözler demektir.[84]  


[1] İbni Rûşd, Faslu’l Makaâl, Çev. Süleyman Uludağ, İstanbul 1985, s. 164.

[2] Abdulbaki, Mu’cem, 212-215.

[3] İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, I, 420.

[4] Nisa 4/58.

[5] İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, I, 419.

[6] İbnü’l-Esîr, en-Nihâye – İbn Manzûr, Lisân, II, 954.

[7] Nisa 4/60.

[8] Nisa 4/35.

[9] İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, I, 420.

[10] Yunus 10/1.

[11] İbn Fâris, Mucmel, I, 246 – Sicistâni, Ğaribu’l-Kur’an, 183.

[12] İbn Fâris, Mucmel, I, 246 – İbn Manzûr, Lisân, II, 953.

[13] İbn Fâris, Mucmel, I, 246 – İbn Manzûr, Lisân, II, 953.

[14] Tehânevi, Keşşâf, I, 370.

[15] Elmalılı, Hak Dinî, II, 915 - İsfahâni, Müfredât, 127.

[16] İbn Manzûr, Lisân, II, 953 – İsfahâni, Müfredât, 127.

[17] Taberî, Câmi’u’l-Beyân, XII, 105 – Elmalılı, Hak Dinî, II, 919.

[18] Cürcânî, Ta’rifât, 104.

[19] Kınalızâde, Ahlâki Alâi, 28.

[20] Elmalılı, Hak Dini, II, 921.

[21] Elmalılı, Hak Dini, II, 921.

[22] Elmalılı, Hak Dini, II, 921.

[23] Elmalılı, Hak Dini, II, 926.

[24] Elmalılı, Hak Dini, II, 926.

[25] Elmalılı, Hak Dini, II, 926.

[26] Mehmet Vehbi, Hülasatü’l-beyân, II, 500.

[27] Koçyiğit, Cerrahoğlu, Tefsir, I, 232.

[28] İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Kur’an, I, 329.

[29] Âlusî, Rûhu’l-me’ânî, III, 42.

[30] Havva, el-Esas, II, 168.

[31] Mevdudî, Tefhim, I, 167 – Esed, Kur’an Mesajı, II, 568.

[32] Mâturidî, Kitabü’t-Tevhid, 97.

[33] Cürcânî, Ta’rifât, 104.

[34] İslâm Ansiklopedisi, Meb, V, 481.

[35] Ünal, Kavramlar, 187.

[36] Kermî, Hâdî, I, 510.

[37] Ebûl’l-Bekâ, Külliyât, 382.

[38] Şuara 26/83.

[39] Nisa 4/65.

[40] Meryem 19/12.

[41] Nisa 4/58.

[42] Maide 5/43.

[43] Maide 5/50.

[44] Tur 52/48.

[45] Rad 13/37.

[46] İbn Mansur, Lisân, IV, 2838.

[47] İbn Mansur, Lisân, IV, 2838.

[48] Cürcâni, Ta’rifât, 161.

[49] İbn Mansur, Lisân, I, 291.

[50] Lahbabi, İslâm şahsiyetçiliği, 29.

[51] Yerlikaya, “Basired Md”, DİAV, 103.

[52] Esed, Kur’an Mesajı, II, 480.

[53] İbn Manzûr, Lisân, IV, 4565.

[54] Râzi, Mefâtihu’l-gayb,  XXXI, 164, 165.

[55] İbn Manzûr, Lisân, V, 3450.

[56] Ebu Ceyb, el-Kâm’sü’l-Fıkhiyye, 125.

[57] İbn Manzûr, Lisân,, IV, 3481.

[58] Cürcâni, Ta’rifât, 184.

[59] Fîruzâbâdi, Kâmûs, III, 397.

[60] İbn Manzûr, Lisân, V, 3398.

[61] Esed, Kur’an Mesajı, III, 1314.

[62] Ersoy, Ayetler, 32-36.

[63] Özcan, dini Çoğulculuk, 37.

[64] İsfahâni, Müfredât, 160.

[65] Kutluer, “düşünme” mad, DİA, X, 53.

[66] İbn Manzûr, Lisân, III, 2273.

[67] Besâir, V, 256.

[68] Asım Efendi, Kâmûs Tercümesi, IV, 1221.

[69] İbn Manzûr, Lisân, V, 3379.

[70] İbn Manzûr, Lisân, II, 2032.

[71] Ziyâuddin, Hilal Doğarken, 115.

[72] İbn Manzûr, Lisân, I, 713.

[73] İbn Manzûr, Lisân, IV, 3277.

[74] İbn Manzûr, Lisân, IV, 2762.

[75] Cürcâni, Ta’rifât, 206.

[76] Elmalılı, Hak Dini, V, 3614.

[77] Mevdudi, Tefhim, III, 541.

[78] İsfahânî, Müfredât, 326.

[79] İbn Manzûr, Lisân, I, 323.

[80] İbn Manzûr, Lisân, I, 323.

[81] Fîruzâbâdi, Kâmus, III, 221.

[82] İsfahâni, Müfredât, 40.

[83] İbn Manzûr, Lisân, I, 222.

[84] Fîruzâbâdi, Kâmus, II, 411.

[85] İbn Manzûr, Lisan, II, 951.

 

         * Bu site en iyi 800X600 ekran çözünürlüğünde görüntülenebilir* 

                   * Copyright © 2000-2001 http://www.cizgiotesi.4t.com Tüm Hakları Saklıdır.  

          "İzin alınmadan tamamı veya bir kısmı kopyalanamaz"

Mustafa Erdal S.Ü.İlahiyat Fakültesi