BAŞHEKİM TEMEL
Bizim Temel akıl hastanesinde başhekimdir.. Bir gün Bakanlıktan bir Müsteşar
hastaneyi ziyaret eder. Camdan bahçeye bakarken delilerin yüksek bir yerden havuza
atladığını görür ve Başhekim Temel'e:
-Bravo... Çok mükemmel. Hastaların sosyal faaliyetlerini düşünmüşsünüz...
Bunun için sizi tebrik ediyorum der.
Temel'in koltukları kabarır:
-Sayin Musteşarum siz esas o havuzi bi da su doldurduğumuz zaman görün ne sevineyi
zavallılar.
Müsteşarın tepesi atar. Temel durumu idare etmeye çalışır:
-Su koysak da farketmez, onlar yüzme bilmeyi ki...
İŞARET
Temel ile Dursun can sıkıntısından bir kayık kiralarlar. Balık avlamaya
çıkarlar... Bir zaman kürek çekerek açılırlar, derken hazırlıklar biter,
oltaları denize atarlar... Atar atmaz balıklar da oltaya takılmaya başlar.
Temel ile Dursun'un keyifleri yerindedir...
Temel Dursun'a:
-Ula Dursun haburiya bi işaret kuyalum yarun burayi bulmamuz kolay olur...
Derken sahile dönerler, kayıktan inerken Temel Dursun'a gene sorar:
-Ula Dursun işaret koymayi unutmadun değil mi?
Dursun:
-Ula hiç unutur miyim, işaret tamam...
-Nasi işaret koydun?
Dursun:
-Bağa soracağine kayuğun ucina bak... Çarpi koydum.
Temel sinirlenir:
-Ula o işareti denize yapacağidun kayuğa değil... Ayni kayuğu başkasi
kiralarsa gitti baluklar...
OTELCİ
Otelci Temel'in kapısını bir gece bir İspanyol asilzadesi çalmış.
-Boş odanız var mı?
-Kimsunuz?
-Jose de Santana de Monte Cristo de Santa Cruzo.
-Haa, pu kadar uşağu alacak yerum yok!
TOYOTA KRİKO
Bir gün Trabzon'a bir Japon gelir. Kahvehanenin kapısını tekmeyle açarak içeri girer
ve bağırır:
-Kim lan buranın dayısı?
Temel kalkar:
-Benim lan ne var!
Japon:
-Gel lan dışarı.
Dışarı çıkarlar. "Pat küt" sesler duyulur. Az sonra Japon içeri girer ve
hafif öne eğilerek "Karate" der. Kahvehanedekiler çıkıp bakarlar ki Temel
perişan vaziyette yerde yatıyor. Ertesi gün Japon yine gelir:
-Kim lan buranın dayısı?
Temel:
-Benim lan ne var!
Japon:
-Gel lan dışarı!
Yine "bam güm" sesler duyulur. Japon içeri girer ve kahvedekileri aynı
şekilde selamlayarak "tekvando" der. Çıkıp bakarlar, Temel ağız-burun kan
içinde yerde yatıyor.
Ertesi gün Japon yine gelir:
-Kim lan buranın dayısı?
Temel, başı sargılar içinde kalkar:
-Benim ulan ne olacak?
-Gel lan dışarı!
Çıkarlar. Dışarıdan "ÇİTONNNG" diye bir ses duyulur. Temel içeri girer
ve elindeki krikoyu göstererek "Toyota Kriko" der.
TEMEL'İN ÖFKESİ
Bir İngiliz, bir Alman, bir Fransız ve Temel, aynı uçakta seyahat etmektedir.
İngiliz, bir telefon görüşmesinden sonra, "açın kapıyı, atacağım kendimi
aşağıya" diye bağırmaya başlar. Sakinleştirip, ne olduğunu sorarlar.
"Şimdi duydum, annem genel eve düşmüş" der. Bir süre sonra Alman bir
telefon görüşmesi yapar ve o da "açın kapıyı atacağım kendimi" diye
feryad eder. Onu da yatıştırıp ne olduğunu sorarlar. O da aynı cevabı verir. Az
sonra bir telefon görüşmesi yapan Fransız da "açın kapıyı, atacağım kendimi
aşağıya" diye bağırır. Onu da güç bela teselli edip ne olduğunu sorarlar.
Fransız da
annesinin genel eve düştüğünü söyler söylemez, Temel büyük bir öfkeyle yerinden
fırlar:
-Açun ulan kapiyi, atacağum kendumi aşağiya!
Temel'i büyük güçlükle tutmaya çalışırken sorarlar:
-Sana ne oldu ki?
Temel:
-Ula bu kadar orosbi cocuğunun arasinda duracağuma atarum kendumi aşağiya
daha eyi daa!!
BAS GAZA
Tırcı Dursun'la muavin Temel, kamyonlarına altı metre yüksekliğinde mal yüklemiş
giderlerken, birden bir tünel ve önünde bir uyarı işareti görürler:
"Azami yükseklik 4,5 metre".
Muavin Temel, etrafa dikkatlice baktıktan sonra Dursun'a döner:
-Bas gaza usta! Etrafta polis molis yok...
ŞİMDİ GELDİM
Temel, bir binanın altıncı katından düşer. Hemen etrafına bir kalabalık toplanır.
Yoldan geçen biri kalabalığı yararak, yaralı Temel'in üzerine eğilip sorar:
-Ne oldu?
Temel, zorlukla:
-Vallahi bilmeyrum. Ben de şimdi celdum.