Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Buraya herhangi bir şey yazın
veya 

Internet Terimler Sozlugu

 

OMURGA:Evimizden yada işyerlerimizden Internete bağlanmak istediğimiz zaman telefon hatlarını kullanarak servis sağlayıcı kurumlara bağlanıyoruz. Peki servis sağlıyıcımız nereye bağlı? İşte servis sağlayıcınızda Internet bağlantısının devamlı açık olduğu omurgaya bağlı. Türkiyede İstanbul-Ankara-İzmir arasında bir omurga var.Ayrıca yurt dışı içinde Ankara ve İstanbul başka omurgalara bağlı. Türkiye de omurga Turnete aitken yabancı ülkeler de özel şirketler kendi omurgalarını kurup kullanıcılarına servis verebiliyorlar.

Perl   : Unix altında CGI programlarına alternatif olarak çıkan güçlü bir programlama dilidir.

POP (Post Office Protocol) :
Herhangi bir SLIP, PPP bağlantı sağladığınızda genellikle bir POP hesabınız olur. Bu hesap postanızı atmak için e-mail programınızı kullanmanızı sağlar. Kısaltmanın diğer bir açılımı ise Point of Presence'dir

port address     :TCP/IP tabanlı uygulamalar hattın diğer ucundaki bilgisayarla konuşmak için belirli bir port adresi kullanırlar. Port adresi, içinde verilerin nereden alınıp nereye verileceğini kesin olarak saptayan bir mekanizma barındırır.

PPP (Point to Point Protocol)   : Modem aracılığıyla seri bağlantılar gerçekleştirmede kullanılan yeni bir protokoldür. SLIP protokolüne göre hata düzeltme ve sıkıştırma özellikleri daha gelişmiş olduğundan bu protokolden %5-10 daha hızlıdır. Çoğu Web tarayıcısı PPP veya SLIP bağlantısı istemektedir.

protocol    : Protokol, iki bilgisayarın birbirlerine veri yollarken izledikleri biçim, veri aktarma formudur. Protokoller bilgisayara alt düzey kodlar yollayarak iki makine arasındaki iletişimi sağlar.

Ram   : SDRAM’in ortaya çıkıp tozu dumana katmasının ardından ortalık sakinleşmeye başladı gibi. Kendi kendimize, “Acaba gelecek büyük RAM dalgası ne?” diye sormaya başladık bile. Sanırım teknolojinin ultra hızlarda gelişmesine alıştık, bunu artık eskisi kadar yadırgamıyor ve anında sırada neyin olduğunu merak etmeye başlıyoruz. Teknoloji ve insan etkileşimi dedikleri şeyin bir yansıması da bu olsa gerek. Neyse, biz en iyisi, adaptasyon süreci üzerinde silikon çiplerin etkisini sorgulamayı bir kenara bırakalım ve gelin bu ay hangi sorulara cevap aramışız hep birlikte ona bakalım.

DRAM, Dynamic Random Access Memory (Dynamic RAM–Dinamik Rasgele Erişimli Hafıza) için bir kısaltmadır. (“Rasgele Erişim” ifadesi, bilgisayarın işlemcisinin, hafızanın ya da verinin tutulduğu bölgenin herhangi bir noktasına –direkt olarak– erişebileceğini belirtmek için kullanılır. IBM bir ara “random access” yerine “direct access” [doğrudan erişim] ifadesini kullanmayı tercih ediyordu.) Bu tür hafızalar veriyi tutabilmek için sabit bir elektrik akımına ihtiyaç duyarlar, bu yüzden depolama hücrelerinin her saniyede yüzlerce kez (ya da her birkaç milisaniyede bir) tazelenmesi –yani elektronik yüklerle yeniden yüklenmesi– gerekir. DRAM’in doğasındaki “dinamiklik” işte buradan gelmektedir. DRAM, her bit’i, bir kondansatör ve bir transistörden oluşan bir depolama hücresinde tutar. Kondansatörler, depolamış oldukları elektriksel yükü çok çabuk kaybetme eğilimindedirler. Bu da elektronik tazeleme ihtiyacını doğurur.

SRAM (Static RAM), DRAM’den daha hızlı ve daha güvenilir olan (ama onun kadar yaygın olmayan) bir hafıza çeşididir. SRAM’lere statik denmesinin sebebi, DRAM’lerin ihtiyaç duyduğu tazeleme operasyonuna ihtiyaç duymamalarıdır; çünkü elektronik yükü orijinal konumunda tutan bir depolama hücresi esasına (ki bu DRAM’in yöntemidir) dayanmayıp, akımın belli bir yönde sürekli taşınması prensibini esas alarak çalışırlar. SRAM’ler –genellikle– sadece ön hafıza (cache) olarak kullanılır. Bunun altında iki temel sebep yatar. SRAM’lerin üretim maliyetlerinin DRAM’lerinkine oranla çok daha yüksek olması birinci sebebi teşkil eder. İkinci temel sebep olarak ise SRAM’lerin DRAM’lerden çok daha hızlı olması gelir. DRAM’ler minimum 60 nanosaniyelik erişim sürelerini (access time) destekler; bu süre SRAM’ler söz konusu olduğunda ise 10 nanosaniyeye kadar düşer (1 nanosaniye = 1 saniyenin milyarda biri). Ayrıca SRAM birbirini izleyen iki erişim arasında duraklama ihtiyacını hissetmezken DRAM’in iki ardışık erişimi arasında bir bekleme süresi vardır. Bu yüzden SRAM’in devir süresi (cycle time) de DRAM’in devir süresine nazaran çok daha kısadır.

EDO RAM (Extended Data Out[put] RAM) temel olarak bir DRAM çeşidi olmakla birlikte standart DRAM’den daha hızlıdır. EDO RAM’den bazı kaynaklarda EDO DRAM (Extended Data Out[put] Dynamic Random Access Memory) olarak da söz edilmektedir. EDO RAM (ya da EDO DRAM), bir seferde sadece bir veri bloğuna erişebilen standart DRAM’den farklı olarak, bir hafıza (ya da veri) bloğunu işlemciye gönderdiği sırada bir sonraki veri bloğuna erişme işlemini de başlatabilmektedir. Bu da onun standart DRAM’den yüzde 10 veya 15 daha hızlı olmasının yolunu açar. Çünkü, yukarıda standart DRAM’i anlatırken sözünü ettiğimiz “ardışık iki erişim arasındaki bekleme süresi”nin hız üzerindeki olumsuz etkileri, RAM’in CPU’ya veri gönderirken aynı anda bir sonraki veri bloğuna da erişme teşebbüsüne başlaması ile azalmakta ve veri aktarım performansı doğal olarak yükselmektedir. Yani EDO RAM sayesinde veri transferinin senkronizasyonu işlemi, sıradan RAM’lerle yaşanan duruma göre daha süratli ve daha kolay yürütülebilmektedir. Bunun neticesinde EDO RAM’lerin erişim süresi 50 nanosaniyeye kadar düşebilmektedir. EDO RAM hem SIMM hem de DIMM modüllerde kullanılabilir. Standart DRAM ise –genellikle– sadece SIMM modüllere sahip olan PC’lerde bulunmaktadır. Bir ya da iki yıl evveline kadar üst seviye PC sistemlerinin RAM seçimi EDO idi. Ama önce Pentium MMX sonra da Pentium II çağının başlangıcı ile EDO gelişmiş sistemlerin yüksek hafıza performansı taleplerine cevap veremez oldu.

Yeni bir DRAM türü olan SDRAM (Synchronous DRAM–senkronize DRAM), geleneksel hafıza çeşitlerinin sunduğu hızlardan çok daha yüksek saat hızlarını (100 MHz’yi, hatta daha da üstünü) desteklemektedir. SDRAM, sistem veriyolu ile aynı frekansta çalışır ve CPU’dan talep geldiği zaman otomatik olarak senkronizasyonu sağlar. (Sistem veriyolu [system bus], işlemciyi ana hafızaya bağlayan veriyoludur. Bazı kaynaklarda kendisinden işlemci veriyolu [CPU bus] veya kontrol veriyolu [control bus] olarak da söz edilmektedir.) SDRAM ile sistem saati arasında tesis edilen bu senkronizasyon sayesinde, veri erişimi ve tazeleme sırasında, CPU’nun boş boş oturup hafızanın kendisine yetişmesini beklemek zorunda kalması sonucunda oluşan zaman kayıpları minimuma düşürülmektedir. SDRAM teknolojisinin CPU ile hafıza arasında daha verimli bir iletişime imkân veren bu mimarisi, SDRAM’i EDO RAM’den daha hızlı bir hafıza türü haline getirmiştir.

SDRAM, hafızayı iki ya da daha fazla dahili hafıza dizisine ayırır; bu işlemin amacı dizilerden birine bir erişim olduğu anda sıradaki dizinin erişim için hazırlanmasını sağlamaktır (buna “burst mode” metodunun bir varyasyonu gözüyle bakmak mümkündür aslında). SDRAM’in veriyi ilk olarak okuduğu sırada ulaştığı rasgele erişim hızı EDO RAM’in erişim hızı ile aynıdır; ama sıra müteakip karakterlerin ya da hücrelerin okunmasına geldiğinde SDRAM, EDO RAM’e 5-6 tur bindirmekte ve 10 nanosaniyelik erişim süreleri sunabilmektedir (daha net olmak gerekirse, bu erişim süresinin –yaklaşık olarak– 7 ns ile 12 ns arasında değiştiğini söyleyebiliriz). Veriye 10’ar nanosaniyelik aralıklarla erişilebilmesi demek, çevrim (ya da devir) süresinin 10 nanosaniye olması demektir. Yani her 10 ns’de 1 devir gerçekleşmektedir. Bu da her {[10 nanosaniye] x [1 milyar]}’da (yani her 10 saniyede) 1 milyar çevrim ve her 1 saniyede de 100 milyon çevrim anlamına gelir. Son cümlemizin ikinci kısmına dikkat edecek olursanız, orada aslında 100 MHz’in tanımını yaptığımızı görürsünüz. Sanırız, “SDRAM 100 MHz’lik veriyolu hızlarını destekliyor” ifadesini artık daha anlamlı bulacaksınız. Yani aslında 10 ns’lik SDRAM ve 100 MHz’lik SDRAM derken yaptığımız şey aynı anlamı iki farklı şekilde ifade etmek oluyor.

SDRAM mimarisinin bir parçası olan senkronizasyon ile veriye çok daha hızlı bir biçimde erişilebilmesi, bilgisayar sisteminizin genel performansına direkt olarak olumlu bir şekilde yansır. SDRAM’in, kendisine nazaran daha eski olan hafıza teknolojileri karşısındaki bu üstünlüğü genel sistem performansınız söz konusu olduğunda kritik bir önem taşır. SDRAM, EDO’nun pabucunu dama atmış ve artık günümüz PC’lerin hafıza standardı olmuştur. SDRAM’in “senkronize” mimarisi aynı zamanda, önümüzdeki bir iki yıl içinde görmeye başlayacağımız çok daha yüksek veriyolu hızlarını desteklemeye de elverişlidir. Burada unutulmaması gereken bir nokta, 66 MHz’lik veya daha düşük sistem veriyolu hızlarında çalışan pek çok eski sistemin SDRAM’in hediye ettiği yüksek performans nimetinden tam anlamayla yararlanamayacağı gerçeğidir. Bu arada biz de, SDRAM’in hızına ayak uydurmakta güçlük çeken veriyolları sayesinde, “bir zincir en zayıf halkası kadar sağlamdır” sözünü “bir PC en yavaş veriyolu kadar hızlıdır” şeklinde değiştirebiliyoruz. 100 MHz’lik sistem veriyolu kullanan PC’lerin yaygınlaşmasıyla SDRAM’in eski teknolojileri silip süpürmesi kaçınılmazdır.

SDRAM’ler –genellikle– sadece DIMM modüllerde kullanılır. Bunun haricinde, bazı anakartlar EDO ve SDRAM’lerin birlikte kullanılmasına müsaade etmektedir, ne var ki bu yaygın bir uygulama değildir. Zaten eğer sistemden performansı en küçük zerresine kadar almak istiyorsak, ikide bir SDRAM’leri çelmeleyecek olan EDO’ları bir kenara bırakmalı ve sadece SDRAM’leri kullanmalıyız.

RealAudio    : Web   Tarayıcılara FM kalitesinde konuşma ve müzik dinlemek için eklenen bir programdır. Bu programı tek başına kullanabileceğiniz gibi Netscape'e de ekleyebilirsiniz. Bu program hakkındaki demolar için Sony Magic Link'i http://gnn.com/gnn/wr/ads/song/ adresinden yada Real Audio'yu http://www.realaudio.com adresinden bulabilirsiniz.

search engines (arama servisleri)  :
Kişileri istedikleri bilgiye veya Web sayfasına ulaştırmayı amaçlayan "Internet tarayıcı" servislerdir. Bu servislerin uzayıp giden bir listesini http://www.rpi.edu/Internet/Guides/decemj/icmc/top.html adresinde bulabilirsiniz

SGML (Standart Generalized Markup Language)  :
Tüm platformlarda aynı olarak görülecek dökümanlar yaratmak için kullanılan ISO standartıdır.

SLIP Serial Line Interface Protocol (Seri Hat Arabirim Protokolü) :
TCP/IP'ye göre modası geçmiş bir iletişim protoklüdür. Protokolün amacı modem aracılığıyla, bir ağ ortamına tıpkı ağda bir kullanıcıymış gibi bağlanmaktır. Bu protokolün yerini fonksiyonları bakımından bir farkı olmayan fakat daha hızlı olan PPP protokolü almıştır.

spider (örümcek)   : Web tarama servislerinin veritabanlarını büyütmek için bıkmadan, usanmadan yeni Web sayfaları ve onlara ait bağlantıları bulan programlara "örümcek" ismi verilir.

Submit-it (Web servisini tanıtmak)   :
Kendi web sayfalarının reklamını yapmak isteyenler için izlenebilecek en kolay yol, URL adresini gözde tarama servislerine yazdırmaktır. http://www.submit-it.com adresine URL adresinizi verdiğinizde adresiniz 15 ayrı tarama servisine otomatik olarak yollanacaktır. Bunun dışında URL adresinizi yazdırmadan geçmemeniz gereken bazı tarama servisleri şunlardır:

AltaVista - http://www.altavista.digital.com
NCSA-Mosaic - http://www.ncsa.uiuc.edu/SDG/Software/Mosaic/Docs/whats-new.HTML
Ticari siteler indeksi - http://www.directory.net
Excite - http://www.excite.com

syntax checking (doğruluk kontrolü)   :
Yarattığınız onlarca Web sayfasının hepsinin bir arada doğru olarak çalışması veya HTML standartlarına uydurulması zor bir iştir. Bunun için HTML sayfalarınızın doğruluğunu kontrol eden programlar kullanılmaktadır. Bu programlar sizin yerinize, belirttiğiniz tüm Web sayfalarını kontrol ederler. Bu programlardan edinmek için

HTMLCheck'in http://www.halsoft.com/html-tk/
Weblint'in ftp://ftp.khoros.unm.edu/pub/perl/www/
Webber'ın ftp://ftp.onramp.ca/csd/pub/

adreslerine bağlanın.

SMILEYS: E-posta atarken çekilen en büyük sıkıntı insanların duygularını yazı ile ifade etmekte zorlanmaları. Eğer yazdığınız şeye dikkat etmezseniz postanızı okuyan insan belki de sizin hiç bir kötü niyetiniz yokken kızdığınızı yada dalga geçtiğinizi sanabilir. Bunun gibi yanlış anlamaları önelemek için bir takım krakterler kullanılmaya başlamış. Örneğin :- ) işareti sizin güldüğünüzü yada şaka yaptığınızı açıklar :- ( ise üzüldüğünüzü.İşte bu şekilde smileyleri kullanarak duygularınızı daha iyi ifade edebilirsiniz.

SÖRF: Internette sorf yapmak world wide web sayfaları üzerinde gezinmek anlamında kullanılıyor. Gerçektende sanki denizde sörf yapar gibi -rüzgar sizi nereye götürürse- web sayfaları üzerinde oradan oraya gezebilirsiniz. Öyleki başlangıçta gitmek istediğiniz yerle hiç alakasız bir yerde bulabilirsiniz kendinizi. Internette amaçsızca gezinmenin güzel tarafları olduğu gibi bunun size kredi ve telefon faturası olarak geri döneceğini unutmayın!

 "T,U,V,W,Y,Z" Harfleriyle başlayan terimler>>>>